SANA MEKTUPLAR

2/7/2008 - karar

insanın aldığı kararlar hayatını kökünden etkiliyor. Hatta kökleri dahil olmak üzere söküp atıyor. Şimdi şu soruyu sormanın tam zamanı. "Ne yapmak istiyorum" Bu hayat değiştiren bir sorudur. Yapmak istediğini yapabilecek kabiliyete ve imkana sahipmisin. Yoksa bu bir temenniden öte bir şey değilmi? Yada sadece bir hayal.
Yapmak istediğin şeyi yap diyemeyeceğim. çünkü bunun sonuçları olacaktır.  O halde ben sana sonuçlarına katlanabileceğin şeyleri yapmanı öneririm. Eğer sonucuna katlanamayacaksan o zaman bu işe hiç kalkışma ki başkalarına sıkıntı yaratma. Çünkü biz bir zincire bağlıyız, hep birbirimize bağlıyız.
Sana tavsiyem hayatınla kumar oynama, çünkü kaybedersen oyuna dönemeyebilirsin.

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

4/1/2008 - hayat

Bugün dört yaşında vefat eden komşumuzun kızı hatırıma geldi. Allah rahmet eylesin. Doğuştan karaciğer yetmezliği olan bebek bu yüzden de hayata veda etti. Hastalığı nedeni ile birkaç defa ameliyat geçirdi. Büyümesinde sorun oldu. Hiç yürüyemedi, büyüyemedi. Ve hatta beslenemedi. Gıdalar hortumla verildi. Peki suçu neydi. Allah biliyor ya ne suçu olabilir. Allahü Teala Araf'ta cennet ehlinden eylesin. Doğduğundan itibaren acılı başlayan hayatı çok sürmedi. Hayattan nasibini alamadan gitti. Onun kaderi buydu. Fakat diğer insanlar için o ibret ve tefekkür ve imtihandır. Hayatta acı çekmek mutlu olmak, gülebilmek ağlayabilmek, yürüyebilmek koşabilmek hatta yattığınız yerden doğrulabilmek bir nimettir. Rabbin nimetleri saymakla bitmez. Çünkü her anınız ve yapabildiğiniz herşey nimettir. O zaman nimetinizin şükrünü eda edin. Bu düşünenler ve nankör olmamaya çalışan insanlar için yapılması gerekendir. Dört yaşındaki bir çocuk ölümün tatsız yüzüyle karşılaştı ve onu tattı. Siz de ölümden ölümün sonrasını düşünerek korkunuz. Yoksa dört yaşındaki bir çocuktan daha cesur olmanız gerekmez mi.

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

13/10/2006 - Islam and Christianity

Merhabalar,

Bu akşam ve ilerdeki bir kaç gün boyunca Hristiyanlar tarafından İslama yöneltilen eleştiriler ve bunlara cevaplar bulacağız. Bunun için internette dolaşacağız ve derleme yapacağız. İlk olarak inceleyeceğimiz site www.bible.ca

Bu site oldukça fanatik hristiyanlar tarafından hazırlanmış ve misyonerlikle yoğrulmuş bir site.

Sitenin ilk sözleri "İslamın toleransı yoktur ve diğer dinlerle uyuşmaz"

Sitenin alt tarafında da Amerikanın Irakta gerçekleştirmekte olduğu faydalı işler sıralanmış ve Iraklıların Amerikalıları ne kadar çok istediklerinden bahsedilmiş.

 

Summurized of site:

 

 Chapter One: Factors that caused Muhammed to reject Christianity and start his own religion.

1- Muhammed learned monotheism from Christians.

We are talking about prophets not students. Monetheism is not discovered by Christ.In other way we can say Christ learned monotheism from Moses.

 

2- Roman Catholic adoration, praying to Mary and calling her "The Mother of God"

This claim can only be known by Christians and is related with Christianity. Muslims reject any human-type-personality of God. God has no father, mother or son. God is alone and One.

 

3- The false Nestorian view of Christ having a split personality.

In Islam Christ is a human-prophet. Christ is a human no God. Nestorial Dual Personality of Christ has no deal with Islam and has no influence on Islam. Cause we're talking about so different things.

 

4- Nationalistic Arab pride.

If so Islam must be a nation-religion like Jewish, but it is not. Nationalism is unlikable in Islam.

 

5- Rejection by the Jews.

Who rejects who?

 

6- Muhammed adopted the pagan "religion of his parents" Muhammed's grandfather was the guardian of the Kabah

7- Economic: money

 

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

9/10/2006 - 09.10.2006

Merhaba,

Bu akşam aklıma gelen muhtelif şeylerden bahsedeceğim sana. Öylesine aklıma gelen, aklıma takılan şeyler. Belki de üzerlerinde farkında olmadan çok düşünmüşümdür. Şu an bilemeyeceğim. İlerde de bilebilecekmiyim bilmiyorum.

Bugün işyerinde bir arkadaşın vefat haberini aldık. Ziyadesiyle üzüldük. Henüz çok gençti. Aklıma son görüşmemizde, ki sadece bir kaç ay önceydi, kendisine öğrettiğim bilgisayarla alakalı şeyler geldi. Ne tuhaf değil mi sanki ölüm herşeyi anlamsız kılıyor. O kadar sene okudu yazdı bir şeyler öğrenmeye çalıştı. Ve sonunda , herhangi bir sona ulaşamadan bir noktada herşey bitti. İnsan o zaman düşünüyor ki işte tüm emeği boşa gitti.

Hayatın değerlendirilmesi gerekiyor. Çünkü hayat kısa. İnsanoğlu biriktirmek sevdalısıdır ya, işte zaman biriktirilemeyen bir şey. Devamlı akıp gidiyor. Öncesi olmadığı gibi sonrası da yok. Zaman yaşanılan bir andan öteye asla geçemiyor ve asla geçemeyecek. Gerçek olan zamanı biriktiremeyeceğimiz. Altmış yıl yaşamanla yarın ölmen arasında aslında çok fazla bir fark yok. Çünkü akıp giden zaman içerisinde altmış yıl da tükenecek ve yaşamış olduğun zaman sonsuzluk karşısında anlamsız kalacak. "Üzerinden öyle bir zaman geçti ki anılmaya değer bir şey değildi"

Bir milyon yıl önce yaşamış olan insanı düşünsenize, ve düşünün ki sizin üzerinizden bir milyon yıl geçtikten sonra..

Buraya çok sevdiğim bir hitabeyi aktaracağım.

Kısas-ı Enbiya, Ahmet Cevdet Paşa, Cilt-1 sayfa:65, Kus İbnu Saide'nin islam gelmeden önceki hutbesi.

" Ey nas! Geliniz, dinleyiniz, belleyiniz, ibret alınız. Yaşayan ölür, ölen fena bulur, olacak olur. Yağmur yağar, otlar biter. Çocuklar doğar, analarının babalarının yerini tutar. Sonra hepsi mahv olup gider. Vukuatın ardı arkası kesilmez.Hemen birbirini veyl eder (kovalar). Kulak tutunuz, dikkat ediniz! Gökte haber var, yerde ibret alacak şeyler var. Yeryüzü bir ferş-i eyvan, gökyüzü bir yüksek tavan. Yıldızlar yürür, denizler durur. Gelen kalmaz, giden gelmez. Acaba vardıkları yerden hoşnud olup da mı kalıyorlar, yoksa orada bırakılıp da uykuya mı dalıyorlar. Yemin ederim, Allah'ın indinde bir din vardır ki, şimdi bulunduğunuz dinden daha sevgilidir ve Allah'ın bir gelecek peygamberi vardır ki gelmesi pek yakın oldu. Gölgesi başınız üstüne geldi. Ne mutlu o kimseye ki ona iman edip de o dahi ona hidayet eyleye. Vay o bedbahta ki ona isyan ve muhalafet eyleye! Yazıklar olsun ömürleri gaflet ile geçen ümmetlere!

Ey cemaat-ı İyad! Hani aba ve ecdad, hani müzeyyen kaşaneler ve taştan haneler yapan Ad ve Semud, hani dünya varlığına mağrur olup da kavmine "Ben sizin en büyük rabbinizim" diyen Firavn ile Nemrud. Onlar size nisbetle daha zengin ve kuvvet ü kudretçe sizden efzun değil miydiler. Bu yer onları değirmeninde öğüttü, toz etti, dağıttı. Kemikleri bile çürüyüp dağıldı. Evleri yıkılıp ıssız kaldı. Yerlerini yurtlarını şimdi köpekler şenlendiriyor. Sakın onlar gibi gaflet etmeyin, onların yoluna gitmeyin. Herşey fanidir. Baki ancak Cenab-ı Hak'tır ki birdir, şerik ve naziri yoktur. Tapacak ancak odur. Doğmamış ve doğurmamıştır. Evvel gelip geçenlerde bize ibret alacak şey çoktur. Ölüm ırmağının girilecek yerleri var ama çıkacak yeri yoktur. Büyük küçük hep göçüp gidiyor. Giden geri gelmiyor. Cezmettim ki ammeye olan bana da olacaktır."

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

30/9/2006 - 30/09/2006

Bu akşam bazı konulardaki düşüncelerimden bahsedecem sana.

Bazen kendimden zayıf ve güçsüz birine hiddetlenirim. Herhangi bir sebepten dolayı. O an mesela onu dövmek gelir içimden, ama sonra durarım ve derim ki kendi kendime eğer bu şahıs 2 metre boyunda bir çamyarması olsaydı yine aynı şeyi yapabilecekmiydin yada düşünebilecekmiydin? Hayır derim o zaman farklı olacaktı. İşte o zaman derim ki "hayır..farklı olmaması gerekir.". İşte bu adalettir. Herhangi, bir durumda koşulları eşitleyebilmek. Kendi iç dünyamızda dışarıya dönük yüzümüzde ve sosyal ilişkilerimizde eşit koşullarda düşünebilmek. Gücü, otoriteyi, farklılığı eşitleyebilmek. Eşit koşullarda düşünebilmek.

Mesela bir çocuğa anlayış göstermenin temelinde adalet olmalı. O bizden zayıf ve akıl olarak da güçsüz. O halde keyfi hareket ederek ona baskı uygulamamalıyız. Durumu eşitlemeliyiz. Yada işyerinde biz amirken memurlarımızdan keyfi isteklerde bulunmamalıyız. İnsanlar çok farklı farklı yaratılmışlar. Kimi zengin, kimi fakir, kimi güçlü kimi güçsüz, kimi güzel kimi çirkin. Ama hiçbir şey bizim kendi seçimimiz değil. Buna yüzümüzün şekli, boyumuz, karakterimiz, anamız, babamız dahildir. Öyleyse yaşantımızda tüm bu farklılıkları eşitlemeliyiz. Bütün insanları şekilden soyut parlak küreler gibi düşünün. İşte adalet bu....

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı


<- :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Sana gönderdiğim mektupları topladım. Ne iyi ettim...

Bağlantılar

• Ana Sayfa
• Profilim
• Arşiv
• Arkadaşlarım
• e-posta

Kategoriler

Arkadaşlarım

• deryadeniz
• yaspek
• Blogcu Yardım
Dating Services
Singles Dating Services