9/10/2006 - 09.10.2006
Merhaba,
Bu akşam aklıma gelen muhtelif şeylerden bahsedeceğim sana. Öylesine aklıma gelen, aklıma takılan şeyler. Belki de üzerlerinde farkında olmadan çok düşünmüşümdür. Şu an bilemeyeceğim. İlerde de bilebilecekmiyim bilmiyorum.
Bugün işyerinde bir arkadaşın vefat haberini aldık. Ziyadesiyle üzüldük. Henüz çok gençti. Aklıma son görüşmemizde, ki sadece bir kaç ay önceydi, kendisine öğrettiğim bilgisayarla alakalı şeyler geldi. Ne tuhaf değil mi sanki ölüm herşeyi anlamsız kılıyor. O kadar sene okudu yazdı bir şeyler öğrenmeye çalıştı. Ve sonunda , herhangi bir sona ulaşamadan bir noktada herşey bitti. İnsan o zaman düşünüyor ki işte tüm emeği boşa gitti.
Hayatın değerlendirilmesi gerekiyor. Çünkü hayat kısa. İnsanoğlu biriktirmek sevdalısıdır ya, işte zaman biriktirilemeyen bir şey. Devamlı akıp gidiyor. Öncesi olmadığı gibi sonrası da yok. Zaman yaşanılan bir andan öteye asla geçemiyor ve asla geçemeyecek. Gerçek olan zamanı biriktiremeyeceğimiz. Altmış yıl yaşamanla yarın ölmen arasında aslında çok fazla bir fark yok. Çünkü akıp giden zaman içerisinde altmış yıl da tükenecek ve yaşamış olduğun zaman sonsuzluk karşısında anlamsız kalacak. "Üzerinden öyle bir zaman geçti ki anılmaya değer bir şey değildi"
Bir milyon yıl önce yaşamış olan insanı düşünsenize, ve düşünün ki sizin üzerinizden bir milyon yıl geçtikten sonra..
Buraya çok sevdiğim bir hitabeyi aktaracağım.
Kısas-ı Enbiya, Ahmet Cevdet Paşa, Cilt-1 sayfa:65, Kus İbnu Saide'nin islam gelmeden önceki hutbesi.
" Ey nas! Geliniz, dinleyiniz, belleyiniz, ibret alınız. Yaşayan ölür, ölen fena bulur, olacak olur. Yağmur yağar, otlar biter. Çocuklar doğar, analarının babalarının yerini tutar. Sonra hepsi mahv olup gider. Vukuatın ardı arkası kesilmez.Hemen birbirini veyl eder (kovalar). Kulak tutunuz, dikkat ediniz! Gökte haber var, yerde ibret alacak şeyler var. Yeryüzü bir ferş-i eyvan, gökyüzü bir yüksek tavan. Yıldızlar yürür, denizler durur. Gelen kalmaz, giden gelmez. Acaba vardıkları yerden hoşnud olup da mı kalıyorlar, yoksa orada bırakılıp da uykuya mı dalıyorlar. Yemin ederim, Allah'ın indinde bir din vardır ki, şimdi bulunduğunuz dinden daha sevgilidir ve Allah'ın bir gelecek peygamberi vardır ki gelmesi pek yakın oldu. Gölgesi başınız üstüne geldi. Ne mutlu o kimseye ki ona iman edip de o dahi ona hidayet eyleye. Vay o bedbahta ki ona isyan ve muhalafet eyleye! Yazıklar olsun ömürleri gaflet ile geçen ümmetlere!
Ey cemaat-ı İyad! Hani aba ve ecdad, hani müzeyyen kaşaneler ve taştan haneler yapan Ad ve Semud, hani dünya varlığına mağrur olup da kavmine "Ben sizin en büyük rabbinizim" diyen Firavn ile Nemrud. Onlar size nisbetle daha zengin ve kuvvet ü kudretçe sizden efzun değil miydiler. Bu yer onları değirmeninde öğüttü, toz etti, dağıttı. Kemikleri bile çürüyüp dağıldı. Evleri yıkılıp ıssız kaldı. Yerlerini yurtlarını şimdi köpekler şenlendiriyor. Sakın onlar gibi gaflet etmeyin, onların yoluna gitmeyin. Herşey fanidir. Baki ancak Cenab-ı Hak'tır ki birdir, şerik ve naziri yoktur. Tapacak ancak odur. Doğmamış ve doğurmamıştır. Evvel gelip geçenlerde bize ibret alacak şey çoktur. Ölüm ırmağının girilecek yerleri var ama çıkacak yeri yoktur. Büyük küçük hep göçüp gidiyor. Giden geri gelmiyor. Cezmettim ki ammeye olan bana da olacaktır."
|